
Panik atak; aniden ortaya çıkan, yoğun bir korku ve rahatsızlık dalgasıdır. O an hissedilen çarpıntı, nefes darlığı ve "kötü bir şey olacak" düşüncesi o kadar gerçektir ki, kişi fiziksel bir tehlike altında olduğunu sanabilir. Ancak panik atak aslında beynimizin "savaş ya da kaç" sisteminin yanlış zamanda verdiği bir alarmdır.
Uzm. Psikolog Selin Aytaç koordinatörlüğünde, panik bozukluk sürecini bir "kriz" olmaktan çıkarıp, yönetilebilir bir "farkındalık" sürecine dönüştürüyoruz.
Atak sırasında verilen "tehlikedeyim" komutunu analiz ediyor; bedensel belirtileri yanlış yorumlama alışkanlığınızı değiştirmeyi hedefliyoruz.
Panik ataklarınız geçmişte yaşanan sarsıcı bir olay sonrası başladıysa, EMDR tekniği eğilimli destek ile bu anıların duyarsızlaştırılmasını sağlıyoruz.
Atak anında bedeni sakinleştirmeyi öğreten stratejik nefes egzersizleri ve gevşeme protokollerini seanslara entegre ediyoruz.
Panik atak, bedenin "savaş ya da kaç" tepkisinin gerçek bir tehlike olmadığı hâlde devreye girmesidir. Bu tepki aslında koruyucudur; sorun, yanlış zamanda ve yanlış yoğunlukta çalışmasıdır.
Bu belirtilerin ne anlama geldiğini bilmek, çoğu kişi için korkuyu belirgin şekilde azaltır. Çünkü panikte asıl büyüten şey, belirtilerin felaket olarak yorumlanmasıdır.
Panik atak tipik olarak şu döngüyle sürer: bedensel bir duyum fark edilir → bu duyum tehlike olarak yorumlanır ("kalp krizi geçiriyorum") → kaygı yükselir → bedensel belirtiler artar → yorum doğrulanmış gibi hissedilir → panik zirveye çıkar.
Sonrasında kişi benzer durumlardan kaçınmaya başlar ve "bir daha olursa" korkusu yerleşir. Danışmanlık süreci, bu döngünün her halkasına ayrı ayrı müdahale etmeyi hedefler.
Panik atak son derece rahatsız edici olsa da kendisi hayati tehlike oluşturmaz. Yaşanan belirtiler, bedenin alarm sisteminin gereksiz yere devreye girmesinden kaynaklanır. Yine de ilk kez yaşanan çarpıntı ve nefes darlığı belirtilerinde, başka tıbbi nedenleri dışlamak için hekim değerlendirmesi yapılması önemlidir.
Genellikle "sebepsiz" görünse de çoğu zaman fark edilmeyen bir tetikleyici vardır: bedensel bir duyum (kalp atışının hızlanması), yorgunluk, kafein, uykusuzluk ya da zihinde geçen bir düşünce. Süreçte bu tetikleyicilerin fark edilmesi üzerine çalışılır.
Sakin kalmak, yanında olmak ve "geçecek, güvendesin" gibi kısa cümleler kullanmak yardımcı olur. Kişiyi zorlamak, "sakin ol" diye baskı yapmak veya paniğe ortak olmak durumu ağırlaştırır. Atak geçtikten sonra yaşananları konuşmak faydalı olabilir.
Evet, buna "beklenti kaygısı" denir ve panik bozukluğun sürmesindeki en önemli etkenlerden biridir. Kişi atağın kendisinden çok, tekrar yaşama ihtimalinden korkmaya başlar. Danışmanlık sürecinde bu korku doğrudan ele alınır.
Kaçınma, panik bozuklukta sık görülen bir davranıştır ve zamanla yaşam alanını daraltır. Kaçınılan alanlar genişledikçe kaygı da büyür. Bu nedenle süreçte kademeli ve kontrollü bir yeniden yaklaşma çalışması yapılır.
Psikodemy Aile Danışma Merkezi, T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı mevzuatına uygun, Samsun'da etik ve bilimsel standartlarda hizmet veren resmi bir kuruluştur.